Ölümsüzlük, sonsuz yaşam, acı ve ıstıraptan muafiyet ya da başka bir deyişle insanın tanrılaşma çabası. İşte en eski hikayemizde bize, ademoğullarına yaşamın bahşedilmesinin yegane sebebi; tanrılaşma isteği.

İnsanlar ölümsüzlüğü bulamasalar da onun başka bir versiyonunu keşfetmişler. Sembollerle, hikayelerle, destanlarla, anıtlarla kalıcı olmayı ve günümüze kadar gelmeyi başarmışlar. En eskiler sembollerle anlatmış kendini, mağara duvarlarına çizmiş, yıldızlara bakıp mitler söylemiş. Mitoloji bu insanlar tarafından içerisine semboller ve arketipler yerleştirerek bizlere kendi hikayelerini masalsı bir şekilde aktarmalarını sağlamış. Bende burada size bu masalardan birini anlatmak istiyorum.

Narkisos ve Ekho

Yerler gökler, periler cinler, titanlar tanrılar, nehirler ormanlar, erkekler kadınlar bir olup
hikayelerde dolaşırlar. Kulağımızdan akıp düşlerimize dalarlar. İşte o düşlerin birinde sihirli bir orman varmış ve bu ormanda kendisine aşık olanlara karşılık vermeyen güzeller güleri peri kızı Ekho yaşarmış. Ekho günlerden birinde ormanda avlanmakta olan Narkisos ile karşılaşmış ve ona aşık olmuş. Lakin Narkisos da Ekho gibi kimsenin aşkına karşılık vermezmiş. Ekho bu delikanlının kim olduğunu araştırırken diğer periler durumu anlayıp onu uyarmışlar. “Narkisos ölümlülerin en yakışıklısı ve en kibirlisidir kimseyi beğenmez, kimsenin aşkına karşılık vermez. Sende bu uğurda heba olur gidersin. Vazgeç bu aşktan demişler.”

Ekho kendine söylenenleri her ne kadar ciddiye alsa da her gün Narkisos’u izlemeye ormana gitmiş. En sonunda kalbindeki aşka yenilip Narkisos ile konuşmaya karar vermiş. Sevdiğinin yanına giderken yolda Tanrıça Hera ile karşılaşmış. Hera da bu sırada çapkınlığı dillere destan kocası Zeus’u su perileri ile yakalamaya gitmekteymiş. Ekho yolda karşılaştığı Hera’ya methiyeler dizmiş ve kendi durumundan bahsedip O’nu lafa tutmuş. Bu yüzden kocasını su perileri ile yakalama fırsatını kaybeden Hera Ekho’yu cezalandırmış. Ekho’yu lanetleyip konuşma yetisini elinden almış. O artık sadece insanların söylediklerinin son hecesini söyleye biliyormuş. Bu durumda da olsa yine de Narkisos’un yanına gitmiş. Ona aşkını anlatmaya çalışsa da başarılı olamamış. Narkisos Ekho’yu yanından kovmuş. Bu duruma çok üzülen Ekho kendini dağlara vurmuş ve bir daha kimse onu görememiş. Sadece dağlarda sesini duyabilmişler.

Peri kızının hikayesini ve Narkisos’un kendini beğenmişliğini duyan Afrodit bu duruma çok kızmış ve oğlu Eros’u Narkisos’u cezalandırmak için görevlendirmiş. Onu çirkin bir ölümlüye aşık etmesini istemiş. Narkisos ormanda avlandığı sırada susadığı için göle eğilerek su içerken Eros’un oku yanlışlıkla yayından fırlamış tam Narkisos yansımasına baktığı sırada onu vurmuş. Böylelikle Narkisos kendi yansımasına aşık olmuş. O ana dek kimseyi sevmediği kadar sevmiştir karşısındakini. O şekilde orada kalır, yerinden kalkamaz, bir şey yiyemez ve içemez halde aynı Ekho gibi günden güne erir perişan olur ve orada ömrü tükenip ölür. Narkisos’un ölümünden sonra sevenleri çok üzülür ve Afrodite onu geri getirmesi için yalvarırlar. Aşk Tanrıçası bu isteği geri çevirmez ve Narkisos’u nergis çiçeğine çevirmiş. Herkes o çiçeğe Narkisos diye seslenmiş ve zamanla Nergis’e dönüşmüş. Bu muhteşem güzellikteki çiçek imkansız aşkın, sevip kavuşamayanların sembolü olmuş.