Karadeniz’de takvim çok erken çağları M.Ö 413’ü gösterdiğinde Sinop’ta bir erkek bebek dünyaya gözlerini açar. Yaşama merhaba diyen bu bebek daha sonraları, günümüzde dahi halen insanların gözlerini açmakta, sözleriyle felsefesi ile yolları aydınlatmaktadır. İşte bu bebek Sinop’lu Diojendir.
Diyojen mutluluğun en basit biçimde yaşanarak bile elde edilebileceğini savunmuş ve yaşamını bir fıçıda geçirmiştir.
Bir gün, çeşme başında bir çocuğun, eliyle su içtiğini görür ve hemen elindeki su tasını atar ve der ki:
“Bu çocuk bana fazla eşyam olduğunu öğretti.”
Kinik düşünceyi benimseyen filozofa göre doğaya en uygun yaşam hayvanların yaşamıdır.
Diyojen ile ilgili anlatılan en ünlü hikayesi ise Büyük İskender ile arasında geçen diyalogdur. Başkalarının sefillik olarak gördüğü yaşamına rağmen dünyanın pek çok yerinde ün yapan bu filozofu ziyaret eden Büyük İskender, başka insanların kendisinden korkuyla kaçışmasına rağmen hiç istifini bozmayan Diyojen’e “sen benim kim olduğumu biliyor musun ?”der.
Diyojen;
“sen benim kölemin kölesisin çünkü dünya benim kölemdir, sen de dünyanın kölesisin” diyerek cevap verir.
Diyojen’in bu yanıtı çok hoşuna giden İskender “dile benden ne dilersin” der
Diyojen’in cevabı ise yaşam felsefesine uygundur:
“Gölge etme başka ihsan istemem”.
Sinoplubüyük düşünür Diojen Sinop’tan sonra gidip yerleştiği Atina sokaklarında gündüz vakti elinde fener ile dolaşırken yanına yaklaşıp;
“Ne yapıyorsun” diye soranlara;
“ Dürüst adam arıyorum.” demiştir.
Bir fıçı içinde yaşam süren Sinoplu Diyojen’e göre kişi en kısıtlı şartlarda bile mutlu olabilmeliydi. Aza kanaat ve tevazu en büyük zenginlikti.
İlk yapıldığında ‘siyasi felsefeye’[2] sebep olan sonra Sinop’un simgesi haline gelen Sinop Kalesi yanındaki 5,5 metre yükseklikteki Diyojen heykeli,
2006 Samsun (OMÜ) Güzel Sanatlar, Turan Baş[3]

ressam Jean-Léon Gérôme , 1860


ressam John William Waterhouse, 1882
Diyojen (Yunanca: Διογένης ὁ Σινωπεύς Diogenes), MÖ 412 (ya da MÖ 404) – MÖ 323 yılları arasında yaşamış Kinik felsefesinin öncüsü ünlü filozoftur. Sinop‘ta doğmuş Korint‘de ölmüştür. Sinoplu Diyojen ve Kinik Diyojen olarak da bilinmektedir. Diyojen, medeniyeti reddetmiş ve medeniyet içerisinde medeniyetten uzak bir şekilde yaşamaya çalışmış bir antik çağ filozofudur.
Sıklıkla 10.- 11. yüzyılda aynı bölgelerde yaşamış Bizans subayı, dönemin prensesi Evdoksia ile evlenerek imparator olan 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi‘nde Alparslan‘a yenilen Romen Diyojen (IV. Romanos Diogenes) ile karıştırılmaktadır.[1][4]
Yaşamı[değiştir | kaynağı değiştir]
MÖ 412 (veya MÖ 404) yılında dönemin Yunan kolonisi olan Karadeniz‘in Sinope (Sinop) ilinde doğmuştur.[5] Yaşamının Sinop’ta geçen ilk yılları hakkında babası Hicesias’in kuyumcu ve sarraf olduğu bilgisi haricinde fazla kaynak yoktur. Babası ve Diyojen’in kalpazanlık ve para tahribatı suçuyla Atina‘ya sürgün edildiği bilinmektedir. Arkeolojik kazılarla 4. yüzyıla ait Hicesias imzası taşıyan dövülmüş demirden keski madeni paralar çıkarılmış olsa da siyasi veya mali nedenlerle tahrip edilmiş olması olası olan bu paraların tahribat nedenini açıklayan bulgu ve kaynak yoktur.[6]
Atina[değiştir | kaynağı değiştir]
Diyojen, sürgün edilen babasıyla Yunanistan‘a gitmiştir. Kısa bir süre sonra onu terk eden “Manes” adındaki köle ile geldiği Atina‘da dönemin medeniyetine karşı çıkmış bir köpek gibi yaşamaya karar vermiş, böylece “kynikos” (köpeksi) adını almıştır.[7] Dinde, davranışta, giyimde, barınmada, yiyecek ve terbiyede bütün geleneği reddetmiştir.
Atina’da tanıştığı Sinizm öğretisinin kurucusu Antisthenes kendi felsefe ve öğretisini Diyojen’e öğretmiştir.[1][8] Sokrates’ten ders alan Antisthenes, Sokrates’in ölümünden sonra kendi okulunun başına geçip gerçek erdemin kişinin kendine egemen olmasına, tutkularından ve öbür insanlara bağımlılıktan kurtulmasına dayanan kinik felsefesinin kurucularından olmuştur. Diyojen, Antisthenes’in doğaya uygun yaşam çağrısına uymuştur. Hayatını son derece fakir olarak geçiren Diyojen’in içinde yaşadığı bir fıçısı ve bir çanağı vardır. Rivayetlere göre bir gün bir çeşme başında avucu ile su içen bir çocuğu gördüğünde “Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti” diyerek elindeki çanağı da atmıştır.[1]
Korint[değiştir | kaynağı değiştir]
Aegina‘ya giderken korsanlar tarafından kaçırılıp Xeniades isminde bir adama satılarak Korint’e geldiği rivayeti yaygın olan Diyojen, Xeniades’in iki oğluna öğretmenlik yapmıştır. Hayatının kalanını yaşadığı Korint’te sokak yaşamını sürdürmediği, erdemli bir bilgine dönüştüğü de rivayet edilmektedir.[9]
Büyük İskender ve Diyojen[değiştir | kaynağı değiştir]

Aristoteles’in öğrencisi olan Büyük İskender felsefeye meraklı, filozoflara değer veren bir hükümdardır. Korint’e gelen Büyük İskender, Diyojen’i ziyaret etmiş ve bir dileği olup olmadığını sormuştur. O ise bu soruya “Gölge etme başka ihsan istemem.” yanıtını vermiştir. Verdiği cevabın asıl hali işaret parmağıyla güneşi göstererek, “Benden bana veremeyeceğin şeyi esirgeme” şeklindedir. Daha sonraları İskender bu olay üzerine “Ünlü imparator Büyük İskender olmasaydım ‘Diyojen’ olmak isterdim” demiştir.[8]
Ölümü[değiştir | kaynağı değiştir]
Kuduz bir köpeğin ısırığıyla, çiğ ahtapot yeme alışkanlığına bağlı olarak ya da nefesini tutarak intihar ettiği[10] gibi pek çok ölüm sebebi rivayet edilmekle birlikte, bugün ölüm nedeni hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Platon‘un Çılgın Sokrat dediği, çok güzel konuşan, üstün zekası ile herkesi etkileyebilen bu ünlü Kinik filozof bütün gariplik, anormal hal ve tavırlarına rağmen saygı görmüş, ölümünden sonra anısına Korintoslular bir köpeğin yaslandığı mermer bir sütun dikmiştir.[9][11]
Türkiye’de de Diyojen’in anısını yaşatmak için 2006 yılında Sinop’un girişine heykeli dikilmiştir. Elinde fener ve yanında köpeğiyle birlikte tasvir edilen yaklaşık altı metrelik mermer Diyojen heykeli, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü öğretim görevlisi Turan Baş önderliğinde 25 kişilik ekip tarafından altı ayda hazırlanmıştır.[12][13]
Felsefesi[değiştir | kaynağı değiştir]
Diyojen yoksulluk içinde yaşadığı, halka açık yerlerde yatıp kalktığı ve yiyeceğini dilenerek topladığı halde, herkesin aynı şekilde yaşaması gerektiğini savunmamıştır. Kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile, mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermeyi amaçlamıştır. İnsanın kendi kendine yeterli olabilmesi gerektiğini savunmuştur. Uygarlaşmanın getirdiği kurallara ve araçlara bağlı olan bir yaşamı reddetmiş, yaşamın doğal ve sade olması gerektiğine inanmıştır.[14]
Kendi açısından sade ve doğal, toplumsal değerler açısından ise sefil denebilecek bir yaşam sürer. Ona göre, sade bir yaşam tarzı, sadelikten başka, örgütlenmiş, dolayısıyla uzlaşımsal toplumların görenek ve yasalarını da önemsememek anlamına gelir. Diyojen, doğaya aykırı bir kurum olan ailenin yerini, kadınların ve erkeklerin tek bir eşe bağlı olmadığı, çocukların ise bütün toplumun sorumluluğunda bulunduğu doğal bir durumun alması gerektiğini savunmuştur.
İstifçilik sendromu[değiştir | kaynağı değiştir]
Zaman içerisinde Diyojen, onun yaşam biçimine benzer yaşayan insanlar için bir yakıştırma olmuştur. Bu benzetme psikiyatride de kullanılmaya başlanmış ve kendilerine bakmayan insanlar Diyojen’e benzetilerek, hastalıklarına “Diyojen sendromu” adı verilmiştir.[15] Bu hastalar normalde sosyokültürel seviyesi yüksek insanlar olup, bu tip bir davranış bozukluğuna çok yavaş geçmektedirler.[16] İlk olarak etraflarında olup bitenlerle temaslarını kesen bu hastalar genellikle yalnız yaşarlar ya da etraflarındaki yakınlarının farkında değildirler.[17] Anti-sosyalleşip çoğunlukla kir pas içinde, dağınık bir ortamda yaşamaya başlayarak çöp toplamaya (syllogomania) da başlayabilmektedirler.[18][19]
her türlü bağdan kurtulmuş, içsel özgürlükle kavuşulabileceğini savunan bir hayat yaşadığı kesindir.
Kinik Filozof Diyojen
Anadolu’nun Karadeniz kıyısında, kuzeyindeki en uç noktası olan İnce Burun’un bağlı olduğu eski adıyla Sinope (Adını bir Amazon kraliçesinden aldığı rivayet edilir) olarak bilinen Sinop şehrinde, M.Ö. 412 yılında dünyaya gelen Diogenes (Diyojen), babası banker Hikesios’un kalpazanlık ve para tahribatı suçlamaları sonucu onunla beraber Atina’ya sürgün edilmiştir. Atina’ya geldiğinde Antisthenes ile tanışmış ve onun öğrencisi olmuştur. Kısa bir süre sonrasında burada bütün gelenekleri reddederek dönemin medeniyet anlayışına karşı çıkmış, böylece hiçbir şeye sahip olmadan yaşama yöntemini benimsemiştir.
Sinop’ta bulunan Diyojen’in heykeli.
Yunanca “köpek” anlamına gelen kinik öğretisine uygun yaşamasından dolayı kendisine “Kinik Diyojen” lakabı takılmıştır. Kinik felsefenin kurucusu Sokrates’in öğrencisi Antisthenes’tir. Temel ilkesi erdem olan bu felsefe, yaşamın amacının insanın ferdi mutluluğu (Eudaimonia) olduğunu ve buna ancak bilgelik ile ulaşılabileceğini savunur. Bu bilgeliğe ulaşması için ise dünyevi hiçbir maddiyata ve beşeri hiçbir unvana ihtiyaç duymadan, kişinin kendisine yeterli olması gerekir. Bu erdeme sahip olan ve başkalarına bağımlı olmayan birey, iç huzuruna ve iç özgürlüğüne kavuşabilecektir. Böylelikle her türlü yapmacıklığın dışında doğal bir tabiat insanı olacaktır.
Diyojen’in Yaşamı ve Ölümü
Diyojen bir gün ciddi bir konudan söz ederken kimse dinlemek için yanaşmayınca kuş gibi ötmeye başlar. İnsanlar çevresine toplanınca da “Maskaralık oldu mu güzelce gelirsiniz ama ciddi konular söz konusu olduğunda umursamazca ağırdan alırsınız,” diye onları kınamıştır. Müzikçilerin lirin tellerini akort edip kendi ruhlarının eğilimlerini uyumsuz bırakmalarına, matematikçilerin Güneş’e ve Ay’a bakıp ayaklarının altını görmemelerine, hatiplerin doğruları söylemeye özen gösterip hiçbir şekilde doğru davranmamalarına, cimrilerin parayı küçümseyip aslında onu her şeyden çok sevmelerine şaşıyordu. Dürüst insanları parayı aşmışlar diye övüp zenginlere imrenenleri kınıyordu. İnsanların sağlık için tanrılara kurban kesip kurban töreninde sağlığa zararlı yemek yemeleri onu kızdırıyordu. Efendilerini yutar gibi yerken görüp hiç yiyecek çalmayan kölelere hayrandı. İnsanların tencere tava satın alırken kenarlarına vurup sesini dinlemelerine ama insan alırken karşıdan bakmakla yetinmelerine şaşıyordu.
Platon ona köpek deyince “Doğru, çünkü beni satanlara geri dönüyorum,” dedi. Bir gün tapınak görevlilerini tapınaktan kupa çalmış bir bekçiyi götürürken görünce” Büyük hırsızlar küçük hırsızı götürüyorlar,” dedi. Zengin cahile de altın postlu koyun diyordu. Dünyada en güzel şeyin ne olduğu sorulduğunda “konuşma özgürlüğü” dedi.
”Diogenes” İngiliz Ressam John William Waterhouse, 1882. Tuval üzerine yağlı boya.
Yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere Platon’un “Çılgın Sokrates” (Hocası Sokrates’in delirmiş halini kastederek) dediği Diyojen, insanlardan sözünü esirgemeyen ve onları eleştirmekten kaçınmayan biriydi. Nitekim bir gün Atina’dan Aegina’ya (Ege Denizi’nde bir ada) gemiyle giderken korsanlarca tutsak edilip Girit’e götürüldü ve köle pazarında satışa kondu. Çığırtkan “Elinden ne iş gelir?” diye sorunca “İnsanları yönetirim,” dedi. Sonra erguvan işli giysi giymiş bir Korinthosluyu gösterip “Beni ona sat, onun bir efendiye gereksinimi var,” dedi. Bahsettiği kişi Kseniades’di ve onu satın aldı. Korinthos’a götürüp çocuklarına öğretmen yaptı ve evinin tüm yönetimini ona bıraktı. Doksan yaşlarında iken Korinthos’ta öldüğü söylenir. Ölümüyle ilgili farklı söylentiler vardır. Kimine göre çiğ ahtapot yedikten sonra rahatsızlanıp ölmüştür kimine göreyse intihar etmiştir. Kuduz bir köpeğin ısırması sonucu öldüğü söylense de bu muhtemelen köpek yakıştırmasını ironik hale getirmek isteyenler tarafından uydurulmuştur.
Diyojen’in Mirası
Etkileyici güzellikte konuşmayı bilen ünlü filozof bütün garipliklerine, sataşmalarına ve anormal görülebilecek davranışlarına rağmen saygı ve sevgi görmüştür. Onun bu davranışlarının ardındaki bilgeliği görebilen ve hayata karşı duruşuna hayran olan insanlar tarafından ismi ve ünü ardında yazılı kalıcı bir eser bırakmamasına rağmen yaşatılmıştır. Aslında o herkesin kendi gibi yaşamasını istememiştir; sadece insanlara en kısıtlı şartlar altında bile bir insanın mutlu, bağımsız, erdemli ve yeterli şekilde yaşayabileceği felsefesini anlatmaya çalışmıştır. Doğal ve sade bir yaşama inancını asla yitirmemiştir. Ayrıca çocukların bütün bir toplumun ortak sorumluluğunda olduğunu da söylemiştir.
Atina Okulu, İtalyan ressam Raffaello Sanzio tarafından 1509-1511 yılları arasında yapılmış fresk detayından Diyojen.
Günümüzde felsefe kitaplarında, Antik Yunan medeniyetinin en ünlü filozofları ve bilim insanlarının bir arada olduğu bir resim bulunmaktadır. Esasen bu resim 1509 yılında Raffaello tarafından yapılmış ve “Atina Okulu” adıyla bilinen ünlü fresktir. Bu fresk günümüzde Vatikan Müzeleri içinde yer alan Papalık Odaları’ndan “Stanza della Segnatura”nın bir duvarını kaplamaktadır. İçerisinde Platon, Aristo, Sokrates gibi ünlü isimlerin yer aldığı bu freskte, merdivenlere uzanmış ve elindeki kağıdı inceleyen kişi Diyojen’dir. Ölümünden sonra Korinthoslular, Diyojen’in anısına bir köpeğin yaslandığı mermer bir sütun dikmişlerdir. Doğduğu yer olan Sinop’un girişine ise 2006 yılında elinde bir fener yanında bir köpek olan ve altta içinde yaşadığı fıçının tasvir edildiği bir Diyojen heykeli dikilmiştir.
Kaynakça:
- Anadolu’nun Sırları – Kitabü’l Esrar fi Anatolia – Kerim Kuvetli





